Vejeteryanlık hikayemi on yıl son derece seviyeli ve Dünya standartlarında saygı duyulacak bir irade ve bağlılıkla devam ettirdikten sonra beni bozan ve yepyeni bir insan yapan bu evlilik ardından türlü türlü et kaçamaklarım olduğundan size daha önce bahsetmiştim.
Şimdi bu anlatacağım kesinlikle bir kaçamak değil, en büyük bağlılığı, en gerçek sadakati bile dakikasında yok saydıracak bir ilk görüşte aşk, resmen çarpılma. Yıllar içinde lezzet düşkünlüğüm, oburluğa hatta artık iğrençliğe varan iştahım sayesinde her köşede, her bucakta tattığım lezzetler kapsamında diyebilirim ki: " Ne dönerin ana vatanı Bursa'da, ne İzmir'in pek bilindik markası 25 liraya yediğiniz zar gibi dönerinizle Altınkapı'da, ne de zincir olmuş artık sanayi tadını almış Baydöner tarzı restoranlarda böyle bir tad, böyle bir koku, böyle bir doku asla yok" olamaz da.
En sevdiğim hikayelerden olan azim, çaba ve emek hikayesi Orhan Rahmanoğlu'nun hikayesi. Bundan yıllar önce Çankaya'da esnafı doyurmak üzere, bu lezzetle tanıştırıp, nice hayranlar edinen, nice sayesinde öğle yemeği hayaliyle tutuşan çalışanı doyuran Orhan Bey, Çankaya'da ofisi olan F.P'nin akşam eve üç dürüm yiyerek gelmesine ve benden dır dırı yemesine neden olan en büyük rakibim oldu son yıllarda. Bu anlayışsızlığım haftada en az bir gün devam ederken günlerden bir gün bir dostumuzun kızının birinci yaş günü geldi çattı ve evlerinin bahçesinde arkadaşları için gerçekleştirecekleri kutlama daveti nedeniyle dönerci çağırdılar. Ben " üff leş gibi kokacak, pis yağlı yağlı onu mu yiyeceğiz! Ben yine aç kalacağım" deme şımarıklığında buluna buluna mekana giderken sokaktan gelen kokular nedeniyle henüz kapıdan girmeden resmen hipnotize olmuş, şuurumu baya kaybetmiş kendimi kuyruk haline gelmiş döner sırasında buldum. İnanın bana ben bu kadar lezzetli çok ama çok az şey yedim. İlk başta kibarlıktan yavaş yavaş, soğansız falan yediğim dürümden sonra hiç utanmam kalmayarak o sıraya iki kere daha girdim, "bol soğanlı, ama eti daha bol olsun" gibi son derece ne olduğum yere ne de duruma yakışan yüzsüz cümlelerle sokakta dağıtılan lokma kuyruğundaki vatandaş misali yedim de durdum yedim de durdum. Azıcık utanmam olmasa ve o insanlarla bir daha görüşmemeyi göze alsam kesin paket falan yaptırıp " annemlere de birer tane" diyecektim.
Kısacası o gün bugündür F.P kaçamak yapıp benim yemeklerime Orhan Usta'nın döneriyle ihanet edince, ben suskun ama saygılı bir anlayışlılığa bürünüyorum. Biliyorum ki orası tehlikeli sular ve o tad insana her şeyi yaptırır. read more