Dünya'nın en nemrut, en mendabur insanı da olsanız Tuğba Kuruyemiş'i sevmemeniz için ağır kasıyor olmanız gerekir.
Kıbrıs Şehitleri'nin tam ortasında, en civcivli yerde, rengarenk vitrini, her yerden bayram hissi veren şekeri, lokumu, çerezi, kahvesi, kuru yemişinden midir bilinmez pek neşeli, pek "Alice Harikalar Diyarı'nda"dır benim için burası.
Sağlık delisi önlemlerle evde taş devri kuralları estirdiğim zamanlarda dadandık minicik bir aile olarak buraya. Medine hurması, çekirdeksiz pekmezde kaynatılmış kuru eriği, çiğ tatlı bademi iki haftada bir düzenli alınacaklar listesinde.
Geçenlerde yine hiç hakkım olmadan her gördüğümü aş erirken Türk kahvesi ve çifte kavrulmuş lokum soktum kendi aklıma. Nasıl istiyorum ama size anlatamam. İki üç kafenin önünden geçip kahve içenleri bile kesmek suretiyle taciz ettim yanlarında lokumları var mı diye. Malesef Kıbrıs Şehitleri'nde bu konuda herkes sınıfta kaldı ta ki umutsuzca pes edip Tuğba Kuruyemiş'ten rutin alışverişimi yapıp evimin yolunu tutmaya niyetlene kadar. Girer girmez siz içerideki rengarenk güzelliklerden şapşallaşmışken zaten aşırı güler yüzlü ve muhtemelen çikolatalı lokum yemekten insülin fazlasıyla epeyce heycanlı çalışanlardan biri sizi hemen menziline alıyor. Son derece kibar ve misafirperver ev sahiplerimiz ihtiyaçlarımızı temin ederken bolca ikramdan da kaçınmıyorlar. İnanır mısınız bana sade Türk kahvesi ve çifte kavrulmuş fıstılklı lokum verdiklerinde dünyalar nasıl benim oldu. Bir yaşlı amca, iki orta yaşlı abla bir de ben kahve bistrosu yapmış bir yandan o lokum güllü, bu kaymaklı yok hanimiş damla sakızlı yaparken bir neyse halin o çıksın falin yapmadığımız kaldı.
Çıkarken bana gider ayak ikram edilen egenin meşhur inciri içinde ceviziyle küçük küçük kesilmiş tek lokmalık atıştırmalıklar da beni tavlamayı başardı ve çıkmadan bir paket de onlardan edinmeden edemedim.
Vallahi siz siz olun çok para harcamak istemiyorsanız oradaki ikramlara kanıp "ay ondan da tadayım, aman bu da pek güzelmiş demeyin" almadan çıkmak gerçekten irade işi. read more