Yeni gelin olmak zor zanaat. Bilmem kaç küsür yıldır kullandığınız bbiricik isminiz dahil , her şeyinizin değişip, arama motorlarında sayfa sayfa yer edinip de bir gecede "google"da bile 'hiç kimse' olmayı hazmettiğiniz yetmiyormuş gibi bir de hiç üstünüze vazife olmamış şeylerin bir anda yapılacaklar listenizde yer ettiğini görmeniz bir kaç ayı balayı tadında o otel senin, bu yemek benim yerine şokta geçirmenize neden olabilir.
Farklı köklere sahip bir adamla evlenen ben Allah'tan öyle gelin yemeği yok eş dost kabulü gibi saç beyazlatan teyzeler- anneanneler kurulu sınavlarına tabi tutulmasam da gelin görün ki 59 kilo kocamı bir yılda 70 kiloya çıkarmak yani Avrupa ve Balkan'ların en zor yemek yiyen adamına yemek beğendirmek gibi bir sınavla cebelleşirken yılların efsane kasabı Yayla Kasap her iki haftada bir torba torba buzluğa taşıdığım birer parmak kalımlığında kesilip, dövülmeden porsyon porsyon ayrılıp buzluğa atılmış bonfilesi, misafir, ansızın acıkan koca ve kolay yemek başlıkları altında sonsuz hizmetleri olan yağ eklemeden kendi yağıyla fırında pek güzek pişen kasap köfte ve son olarak her derde deva kuşbaşı ve sotelik etleriyle tas kebaplarımın, çoban kavurmalarımın sultanı oldu. Benim kadar etten, kelle süslemeli kasap virinlerinden iğrenen bir insan kulu etleri mis gibi kekik kokan, dağlarda gezen doğal yayla hayvanlarının getirildiği bu kasap sayesinde mutfakta nam saldım, bir vejeteryan olarak et yemeklerinde ev kadınları kategorisinin bir "nusret"i oldum diyebiliriz.
Siz siz olun a dostlar, üçe beşe bakmayın güzel yemek yapmak istiyorsanız azıcık daha pahalı( %25-30) da olsa Yayla Kasabı'na bir uğrayın. Bakalım iltifatlardan sonra vaz geçmeyi göze alabilecek misiniz:) read more