Kıbrıs Şehitlerinin en sonunda yer alıyor Cafe Daisy. İçerisi oldukça düzgün ve hoş bir modern cafe burası. Önünde açık alan olduğu gibi arkada çok keyifli bir bahçesi de var. Buraya büyük oğlumun çok özel bir merakı için, yanımızda Fransa'dan gelmiş olan Pauline adlı kız arkadaşı ile birlikte geldik. Efendim çay, pasta , bitki çay , ıvır zıvır her tür yiyecek ve içecek var ama en önemlisi Türk Kahvesi. Ne demişler fala inanma falsız kalma meselesi.
Kahvelerimizi içtik, fallarımızı kapattık. Daha önce oğlumun anlattığı ve şoklar içinde dinlediğimiz bir çok hikayeden sonra Pauline de merakından, sıra beklediği yorumculardan biri olan Müjgan hanımın karşısına oturdu. Biz onu gören arka masalardan birinde oturduk, merakla uzaktan izliyoruz. Yani yarım saat filan sürdü yorumlar, sohbetler. Pauline masaya döndüğünde malesef ağlama krizine girdi. Sorduğumuzda kimsenin bilmesinin imkanı olmayan şeyleri Müjgan Hanımın bir bir anlatması ile ilgili imiş. Örneğin babası Alp'lerde bir dağ köyünde iken, kaldığı eve kadar bilmesi. Annesinin çok önem verdiği bazı eşyalarının detaylarını vermesi ve çok yakın tanıdığının başına gelen olayları saati ve gününe kadar bilmesi ile ilgili çok fantastik hikayelerdi bunlar. Gözlerimiz fal taşı gibi açıldı. Küçük oğluma da ; beni hiç tanımadıkları halde babanın denize bakan yüksek bir yerde evi var , (Kordon'da çatı katım) şöyledir böyledir, sen İstanbul'a gideceksin filan demesi ( Şu an İstanbul'da tiyatro okuyor ) . Bir başka arkadaşının da (Kolombiya'lı) babasının yeni öldüğünü bilmesi ve babasının ona (ruhen) artık üzülmemesini söylemesi gibi mucizevi ve olağanüstü yorumlar bize küçük dilimizi yutturmuştu. Yani lafın kısası çok eğlendik, çok etkilendik . Bu yorumculuk işi çok enteresan bir konu. Orada Müjgan hanımın dışında Murat ve Ali adında başka yorumcular da var. Gerçekten değişik ve farklı bir sohbet istiyorsanız gidin ve büyüleyici bir dünyada gezip gelin. Ama sakın kendinizi kaptırmayın. read more